10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde Dr. Niyazi Nefi Kara’nın derlediği Er Mektubu Görülememiştir kitabından yola çıkarak, şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmiş olan askerlerin hikayelerini ve ailelerin mücadelelerini Niyazi Nefi Kara, Şüpheli Ölümler ve Mağdurları Derneği avukatı Ahmet Çevik, mağdur ailelerden Havva Gölbez ve derneğin başkan yardımcısı Rıza Doğan’la konuştuk.

Antalya Sokakları- Türkiye’nin kanayan yaralarından biri olan şüpheli asker ölümleri, ailelerin tüm mücadele ve girişimlerine rağmen basın tarafından gözardı ediliyor. Son 20 yılda 2 bin iki yüz asker şüpheli bir biçimde hayatını kaybetti. Ölümlerin nedenleri ve sorumlularına ilişkin devlet herhangi bir gelişme kaydetmedi. Er Mektubu Görülememiştir kitabının derleyeni Niyazi Nefi Kara, bu süreçteki tüm çalışmaları bir araya getirerek şüpheli asker ölümlerine ışık tuttu. 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmiş olan askerlerin hikayelerini ve ailelerin mücadelelerini CHP Antalya Milletvekili Niyazi Nefi Kara, Şüpheli Ölümler ve Mağdurları Derneği avukatı Ahmet Çevik, mağdur ailelerden Havva Gölbez ve derneğin başkan yardımcısı Rıza Doğan’la konuştuk.

“KİTAP ŞİMDİYE KADAR YAPILMIŞ TÜM ÇALIŞMALARIN TOPLAMI”
niyazi-nefi-karaKitabın ortaya çıkış sürecine değinen Niyazi Nefi Kara, seçimden önceki dönemde, şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden askerlerin ailelerinin bir dernek kurduklarını öğrendiğini söyledi. Niyazi Nefi Kara, “2 bin iki yüz civarında şüpheli asker ölümü olduğunu, bu konuda çocuklarının şehit sayılması gerektiğini söyleyen, bunun için mücadele eden insanlarla karşılaştık” dedi. Çocuklarını kaybeden ailelerin meclise geldiğini, bu konuda araştırma çalışmaları yaptıklarını ve ailelerin haklarını araması gerektiğini dile getiren Niyazi Nefi Kara, bu konuda meclise soru önergeleri verdiklerini ifade etti.
Kitapta ailelerin yazdığı notların ve meclise verilen soru önergelerinin bulunduğunu söyleyen Niyazi Nefi Kara, duyarlılık oluşturmak adına kitabı, barolara, yönetimlere, milletvekillerine ulaştırdıklarını kaydetti. Aynı zamanda kitaba ilginin yoğun olduğunu ve okuyanlarda derin izler bıraktığını söyleyerek, asıl amaçlarının ailelerin mücadelesine katkı sağlamak olduğunun altını çizdi. Niyazi Nefi Kara, şüpheli asker ölümlerine dair daha önce de çalışmalar yapıldığını, kitabın da bu çalışmaların bir toplamı olduğunu ifade etti.
Dosyaların, ailelerin ifadelerinin ve bilirkişi raporlarının tekrar incelenmesi gerektiğini söyleyen Niyazi Nefi Kara, “Orduda görev yaparken hayatını kaybetmiş gençlerimiz için çok bir şey istemiyorlar, şehitliklerinin kabul edilmesini talep ediyorlar. Bizim bu konuda önergelerimiz ve kanun teklifimiz var” dedi.

“VİCDANİ RED KISMEN DE OLSA ÇÖZÜMDÜR”ahmet-cevik
Şüpheli asker ölümlerinin çözümüne ilişkin konuşan Ahmet Çevik, “Vicdani red çok önemli kısmen de olsa bu çözümdür. Çünkü ailelerin maddi durumu dar gelirli aileler, ölen çocuklara bakıyoruz farklı kökenlerden maddi durumu zayıf, iç anadolu bölgesi, daha çok alevi çocukları, ayrımcılığa uğrayan ailelerin dar gelirli çocukları yaşamını yitiriyor” dedi.
11 yıldır Antalya’da avukatlık yaptığını söyleyen Ahmet Çevik ilk defa Murat Oktay Can’ın davasıyla şüpheli asker ölümlerine dair çalışmalarda bulunduğunu kaydetti ve 2013 yılında Askeri Şüpheli Ölümler Mağdurları Derneğini kurduklarını sözlerine ekledi.
Ahmet Çevik, Murat Oktay Can’ın oğlunun şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmesi üzerine açılan davanın askeri mahkeme tarafından bir ay içerisinde (KYOK) Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı ile kapatıldığını dile getirdi.
Ahmet Çevik , “Oktay Bey’in oğlunun şüpheli ölümü üzerine, hatta askeri savcının bir ay içinde KYOK kararı vermesiyle şaşkınlık yaşadık. Çünkü hiç bir talebimiz, hiç bir keşif taleplerimiz, otopside değerlendirme taleplerimiz, kriminal ve balistik inceleme taleplerimizin hiç biri kabul görmedi ve bir ay içinde de dosya kapatıldı. Ondan sonra askeri mahkemeye gittik o da KYOK kararında devam etti direndi” şeklinde konuştu.
Şüpheli asker ölümlerinin hep olduğunu ve bu durumun son yıllarda araştırılmaya başlandığını kaydeden Ahmet Çevik, “Şöyle bakıyoruz, çözüm sürecinde çatışmasızlık döneminde cephe gerisinde ölen askerler cephede yaşamını yitiren askerlerden daha fazla sayıda olmaya başladı. Bunu sorgulamak gerekti. Biz de bunu sorguladık, dernek olarak da sorguladık, bu durumdaki ailelerle bir araya geldik” dedi.

HAVVA GÖLBEZ: “TEK İSTEĞİM SORUMLULARIN ORTAYA ÇIKMASI”havva-golbez
Şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Ufuk Gölbez’in annesi Havva Gölbez oğlunun ölümüne dair “küçük bir kaza” denilerek bilgi verildiğini, ardından intihar ettiğinin iddia edildiğini aktardı. Havva Gölbez, konuyla ilgili Anayasa Mahkemesi’ne başvurduklarını ve sonuç beklediklerini ifade ederek oğlu Ufuk Gölbez’in intihar etmiş olabileceğini düşünmediklerini söyledi. Havva Gölbez, “Ama sonuna kadar da uğraşacağız, intihar etmedi benim oğlum, hayat dolu bir çocuktu, uzman çavuş olup kalacaktı. Hatta bir gün önce akşam görüştük, izine geleceğim dedi, kıyafetler istedi benden, köydeki evi hazırlayın orada kalacağım dedi. Yani bunları intihar edecek biri hayatta söylemezdi.  Biz hayatta inanmıyoruz intihar ettiğine, arada yediler çocuğumu sonuna kadar da çıkartmaya çalışacağız” dedi.
Oğlunun ölümüne ilişkin kendi silahıyla intihar ettiği iddia edildiğini fakat silahında parmak izi bulunmadığına değinen Havva Gölbez, oğlunun ölümüne ilişkin gerçeklerin ve sorumluların açığa çıkmasını istediğini söyledi. Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile görüşme taleplerinin geri çevrildiğini ifade eden Havva Gölbez, yasal sürecin OHAL nedeniyle yavaş işlediğini kaydetti.
Maddi ve manevi açıdan yıprandıklarını belirten Havva Gölbez, “Ben para pul hiç bir şey istemiyorum. Şehitliğini versinler bir de ne oldu başına ne geldi onu öğrenmek istiyorum. Başka hiç bir şey değil” dedi.

HAYATINI KAYBEDENLERİN BÜYÜK BİR ÇOĞUNLUĞU KÜRT VE ALEVİriza-doganŞüpheli Ölümler ve Mağdurları Derneği Başkan Yardımcı Rıza Doğan, yaşananlara ilişkin, oğlunun  herhangi bir sıkıntısı olmadığını ve bu zamana kadar böyle bir girişiminin olmadığını aktardı. Rıza Doğan, bu şüpheli ölümlerin daha çok Güneydoğu’da olduğunu ve Kürt, Alevi ailelerin çocuklarının hayatını kaybettiğine vurgu yaptı.

Rıza Doğan, Askeri Ceza Kanunu’nun insan öldürmeyi kusur sayılmasını eleştirerek,” Türkiye Askeri Ceza Kanunlarına göre, iki yıl ceza alıyor. Niye ömür boyu almıyor? Askeri mahkemelerdeki davalarda cezadan hiçbiri yargılanmıyor.  Hepsi kusurdan yargılanıyor. birini öldürmenin kusuru mu olur?  Komutan bir er vuracak kusurdan yargılanacak böyle bir mantık olabilir mi?” şeklinde konuştu.

EKİP