Antalya falezlerde 2010’da Konserve Koyu’ndaki binalarda hasarlar meydana gelmesi üzerine yapılan teknik çalışmalarda falezlerde mikro-milimetrik düzeyde tespit edilen kaymanın halen devam ettiği ve büyük risk oluşturduğu uyarısında bulunuldu.

Antalya- Antalya’nın dünyaca ünlü falezlerinde 2010’da Konserve Koyu’ndaki binalarda hasarlar meydana gelmesi üzerine yapılan teknik çalışmalarda falezlerde mikro-milimetrik düzeyde tespit edilen kaymanın halen devam ettiği ve büyük risk oluşturduğu uyarısında bulunuldu. Antalya’nın dünyaca ünlü falezleri üzerinde kayma tespit edilen binalarla ilgili Antalya Jeofizik Mühendisleri Odası ve İnşaat Mühendisleri Odası’ndan uyarı geldi. İki meslek odasının yetkili isimleri, sadece Konserve Koyu üzerindeki binalarda bilinen çalışmanın, on iki kilometrelik tüm falezlerde yapılması gerektiğini vurguladı.

İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Akdeniz Üniversitesi Teknik Bilimler MYO İnşaat Bölümü öğretim üyesi Dr. Cem Oğuz, Antalya’nın simgelerinden falezlerin tufa denilen kalsiyum karbonat çökeri olduğunu söyledi. Bu yapının yük ve su altında aşırı deformasyona uğrayarak zarar gördüğünü dile getiren Dr. Cem Oğuz, 1980’li yıllardan sonra turizm olgusuyla yoğun göç alan bu bölge imara açılarak falezler üzerine yapılar yapıldığını, bu yapıları yaparken de yük bindirildiği söyledi.
Antalya’nın eski fotoğraflarına bakıldığında burada yüzeysel suların kendilerine bir dere yatağı bularak falezlerin üzerinde şelaleler oluşturduğu ve denizle buluştuğuna dikkat çeken Cem Oğuz, Yani yüzeysel sular derine sızmadan akıyordu. Bu binaları yapınca yüzeysel sular engellendi ve derine sızma oldu. Su derine sızınca yapıda bozulmalar meydana geldi. Üstüne de binalar yapınca yük etkisi altında bu deformasyonlar son zamanda hızla arttı. 2010 yılından itibaren de aslında çok sık sinyal vermeye başladı diye konuştu.

YÜZEYSEL SUYUN DERİNE SIZMASI ÖNLENMELİ
Konserve Koyu’nda 2010 yılında on yapıda ciddi manada hasar meydana geldiğini belirten Cem Oğuz, 2013 yılında bölgede Yıldız Teknik Üniversitesi’ne (YTÜ) ciddi bir çalışma yaptırıldı. Bu çalışma neticesinde birinci derecede, yüzeysel suları bir ileti, deşarj hattıyla toparlayıp denize aktarılması, yani derine sızmasını önlemeliyiz. İkinci derecede bundan sonraki yapılaşmada çok dikkat edilmesi gerekiyor. Yapılaşmanın mümkün olduğunca azaltılması gerekiyor dedi.

ÇALIŞMA YAPILMAZSA ANTALYALILARI ÜZER
Üçüncü olarak da falez gerilemesi denilen, dalgaların etkisiyle birlikte stabilitesinde meydana gelen bozulmalardan dolayı ciddi bir hasar mekanizması oluştuğunu söyleyen Oğuz, Dolayısıyla bu raporda da denizin altında kalmak kaydıyla topukta bir taş dolgu yapılması öngörülüyor. Bunlar kısa, orta ve uzun vadedeki çözüm önerileri. Bunları yaptığımız takdirde burada herhangi bir sorun yaşanmayacak. Yaptırmadığımız takdirde, ki yaşıyoruz, üst yapılarda meydana gelen hasarlar, zeminde meydana gelen hasarlar bundan sonraki süreçte de Antalyalıları üzecek gibi gözüküyor diye konuştu.

286 BİN YAPININ 145 BİNİ İMAR BARIŞINDA BELGE ALDI
2013 yılında tam da bu rapor bittiğinde kentsel dönüşüm kavramının ortaya çıktığını kaydeden Cem Oğuz, Antalya’da maalesef bugüne kadar on bin yapı yararlandı. Antalya il genelinde iki yüz seksen altı bin yapı var. Ancak on bin gerçekten düşük bir rakam. 2018 yılındaki imar barışı ile ilgili şu ana kadar yüz kırk beş bin yapı kayıt belgesi alındı. Aslında bu bize Antalya’da bazı şeylere çok dikkat edilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Yüz kırk beş bin bina mevcut yapı stoğunun yarısı demektir ki, bu da Antalya açısından ciddi bir şey dedi.

İMAR BARIŞI ÇELİŞEN BİR KARAR
İmar Barışı çıkmasıyla birlikte yüz kırk beş bin yapı kayıt belgesi alındığını, burada hasar meydana gelirse bu hasarın yaptırımının da imar barışından sonra çok zor göründüğünü dile getiren Cem Oğuz, Çelişen bir karar imar barışı. Hiçbir mühendislik hizmeti almadan direkt ‘yapınız güvenli’ diye devlet olarak belge veriyorsunuz. Bundan sonra hasar olursa bu hasarın giderilmesi konusunda bir şey yaptırılamayacak gibi görünüyor diye konuştu.

ON İKİ KİLOMETRELİK FALEZLER İNCELENMELİ
Antalya’da on iki kilometrelik falez hattındaki riskli yapılarla ilgili bir çalışma olmadığına değinen Oğuz, 2013 yılında YTÜ’nün lokal olarak yaptığı çalışmanın Antalya falezler boyunca yaptırılması gerektiğini söyledi. Cem Oğuz, Ölçümlerle bir yıl süren bir çalışma, en azından o zaman daha sağlıklı bir çözüm yoluna gidebiliriz. Ama ben şunu söyleyebilirim. Eğer Antalya’da iki yüz seksen altı bin yapının yüz kırk beş bini imar barışından yararlanıyor, on bini de kentsel dönüşümle yıkılıp yeniden yapılıyorsa, Antalya için bir düşünmek gerekiyor dedi.

FALEZLERDEKİ KAYMA DEVAM EDİYOR
Jeofizik Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Engin Erarslan, falezlerin bulunduğu bölgelerin traverten ve büyük boşluklu bir yapıya sahip olduğuna dikkat çekti. Engin Erarslan, zemin etüt çalışmalarında bu yapının altında bir insanın girebileceği büyüklükte boşluklar olduğunu söyledi. Falezlerin üzerindeki binalar veya yeni yapılacakların hem geniş alana yayıldığı hem de çok katlı olmasının altındaki boşluklu yapıdan dolayı risk teşkil ettiğini kaydeden Engin Erarslan, 2012’de yapılmış çalışmalarda bir kayma tespit edilmişti. Bu kaymaya tekrar dikkat çekmek istedik. Bu bölgede çalışmalar gerektiği yönünde Muratpaşa Belediyesi’ne de uyarıda bulunmak istiyoruz. Kayma oranı mikron yada milimetrik düzeyde olsa da zaman içerisinde bu kayma devam etmekte diye konuştu.

HORTUMLAR ZEMİNİ DE ETKİLİYOR
Bazı üniversitelerin deniz kenarına kaya parçaları konularak kaymanın engellenebileceğine dair bilgiler verdiğini, bunun çok efektif olmadığını dile getiren Engin Erarslan, En güzeli buradaki yapılarla ilgili çalışmalar ciddiyetle yapılmalı. Son dönemde Antalya’nın yaşadığı hortum felaketiyle ilgili dünyada gözlemlerimiz var. Bir binanın çatısını uçurabileceği gibi zeminle ilgili olarak da ciddi tahribatlara neden olabilmekte. Eğer Antalya’da bu hortum felaketi süreç içerisinde yaşanmaya devam edecek olursa zeminimizle ilgili ciddi tahribatlarla karşılaşabileceğimizi düşünüyoruz ve bu ürkütücü dedi.

Kaynak: DHA