Antalya’nın önünde iki seçenek: Gölet mi, Konyaaltı Sahili mi?

0
721

Antalya Sokakları – Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Başdanışmanı ve Teknik İşler Sözcüsü Dr. Cem Oğuz’un Boğaçayı projesine ilişkin yaptığı yosunlaşma ve kıyı erozyonu uyarı ve eleştirilerine Alt Yapı Yönetimi ve Danışmanlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (ALDAŞ) eski Genel Müdürü Faruk Karaçay’ın yanıtları üzerine Cem Oğuz bir açıklamada bulundu.

Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı AKP’li Menderes Türel döneminde görev yapan Karaçay, Boğaçayı projesi yapılırken doğal yapıya hiçbir şekilde müdahale edilmediğini iddia ederek, “Orası her şeyden önce taşkın önleme projesiydi. Biz orada taşkını önlemek için beton kütlelerle güçlendirme yaptık, yosunu ve çamuru temizledik” diye konuştu. Faruk Karaçay açıklamasının devamında  “Sahil kaybedilecekmiş. Bunun proje ile ne ilgisi var? Temizlik yapılmazsa yosunlaşma elbette olur. Geçmişte de oluyordu. DSİ orada düzenli olarak temizlik yapıyordu. Şimdi siz orayı olduğu gibi bırakırsanız elbette yosunlaşma artar. Ama düzenli temizlik yapılırsa yeraltı suyunun da desteği ile orası pırıl pırıl olur. Bunu tamamen teknik bilgilere dayalı olarak söylüyorum.” dedi.

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Danışmanı Dr. Cem Oğuz, 1975 ile 2016 yılları arasında Konyaaltı Sahili’nin bazı bölümlerinde 41 yılda 86 metreye varan kıyı gerilemeleri (kıyı erozyonu) ölçüldüğünü kaydetti. Antalya halkının bir karar vermek zorunda olduğunu belirten Cem Oğuz, “Sahili mi istiyorsunuz, Boğaçayı Göletini mi istiyorsunuz?” diye sordu

Cem Oğuz Boğaçayı’nın 3 çayın birleşiminden oluştuğunu, 2 kilometre uzunluğunda olduğunu belirten Cem Oğuz, çayın yeraltı su kaynaklarını beslediğini söyledi. Cem Oğuz, çayın korunması gereken en önemli kaynaklardan biri olduğunu, Konyaaltı Sahili’ni de kum ve çakıl yönünden beslediğini vurguladı.

KIYIDA CİDDİ GERİLEMELER

Boğaçayı’nın 1990’lı yıllarda kum ve çakıl ocağı olarak kullanıldığına değinen Cem Oğuz, “1975 ile 2016 yılına kadar uydu verileri kullanılarak kıyı gerilemeleri ölçülmüş. 6.5 kilometrelik sahilde 41 yılda 86 metreye varan kıyı gerilemesi var. 2000’li yıllardan sonra kum ve çakıl alınmasına yönelik yasaklar geldi. Gerilemeler azaldı ama 2016 yılından sonra yeniden kıyı erozyonu artmaya başladı. 2016’dan sonra yılda 2 metreye varan kıyıda gerilemeler kaydedildi. Bundan sonra gerileme hızla devam edecek. Konyaaltı Sahili’ni ne kadar süre sonra kaybedeceğimizi bir süre sonra verilerle açıklayacağız” dedi.

BOĞAÇAYI’NIN YATAĞI 260 METREDEN 205 METREYE DÜŞÜRÜLDÜ

ASAT’ın eski Genel Müdürü Faruk Karaçay’ın Boğaçayı’nın yatağına müdahale edilmediği yönünde açıklamada bulunduğunu belirten Cem Oğuz, “Bu açıklama doğruyu yansıtmıyor. 260 metrelik yatak genişliği, proje kapsamında 2017 yılından sonra 205 metreye düşürüldü. DSİ’nin önerdiği 260 metre yatak genişliğidir. Önceki yönetim döneminde 2014 yılındaki ilk projede denizin tamamen içeri girebildiği, teknelerin yat limanları vasıtasıyla içeriye girdiği bir proje hazırlandı. Herkes bu projeden etkilendi. Ama mühendislik bunun hayal proje olduğunu kaydetti ve başkan projeden vazgeçti. 2015 yılında yapılan projede ise deniz 2 kilometrelik kısımda içeriye alınacak ve sadece çayın ağzına bir marina yapılacaktı. Sonra bundan da vazgeçildi. 2017 yılında projede denizin 750 metreye içeriye alınmasına karar verildi. Marinanın da sahilin başka bir bölümüne yapılması öngörüldü” diye konuştu.

‘DENİZ İÇERİYE GİRECEK DİYE YAPILANLAR BOŞA YAPILDI’

Ancak devletin kıyı master planında Konyaaltı’nda marina görülmediğini dile getiren Oğuz, 2019 yılında projede denizin içeriye alınmasından da vazgeçildiğini, bunun doğru bir karar olduğunu açıkladı. Oğuz, “Deniz içeriye alınacak diye bir set yapıldı. Dip kazılar yapılarak yeraltı suyunun çıkması planlandı. Bu yapılanlarla çok kötü sonuçlar ortaya çıktı. 4 bin 196 kazık çaya çakıldı. Ama deniz içeri girmedi, boşuna yapıldı. 660 bin metreküplük, 44 bin kamyonluk kazı yapıldı. Sonuçta burada bir gölet oluştu. Kamulaştırmasız el atmalar oldu. Şimdi belediye ile vatandaş mahkemelik. 130 milyon liralık bir bedel harcandı. Bir de her yıl harcanması gereken işletme bedelli var” dedi.

ANTALYA’NIN İLK DENİZ SÜPÜRGESİ BOĞAÇAYI’NDA

Proje kapsamında her yıl 34 santimetre rüsubat birikilmesi öngörüldüğünü kaydeden Oğuz, “Bizim yaptığımız ölçümlerde derinlik azalmış, 6 ayda ortalama 150 santimetre rüsubat birikimi oluşmuş. Projenin oluşmasına öncülük eden bilim adamlarını çağırdık. Onlar da projenin son haline karşı olduklarını söyledi. Biz yeni modeller için çalışma başlattık. Antalya ilk defa deniz süpürgesi ile tanıştı. Boğaçayı’nda süpürge çalışmaya başladı. Doğaya zarar vermeden bir tekne ile şimdi Boğaçayı’nda temizlik çalışmasına başladı” diye konuştu.

‘ANTALYA HALKI TERCİH YAPMAK ZORUNDA’

Antalya halkının bir karar vermek zorunda olduğunu belirten Cem Oğuz, şöyle dedi: “Sahili mi istiyorsunuz, Boğaçayı göletini mi istiyorsunuz? Küçücük bir gölet için sahili yok edemeyiz. Göleti koruyacaksak denizde mahmuzlar yapmalıyız. Göleti kurtarmak için çok ciddi maliyetler harcamalıyız. Projenin ikinci etabını belediyenin kendi imkanları ile yapacağız. 2 kilometrelik hatta sadece etrafındaki düzenlemeleri yapmalıyız. Bizim hazırlıklarımız buna yönelik olacak. Yürüyüş yolları, seyir terasları, bisiklet yollarının olduğu kenar düzenlemesi ile burayı Antalya’ya kazandıracağız. Bilim insanları ‘Bu kadar paranız varsa her yıl temizleyin, sahili korumak adına denize mahmuzlar yapın’ diyor. Bilim adamlarının diğer bir teklifi ise Boğaçayı’nı kendi haline bırakmamız yönünde.”