“Bu ülkede şu fikir sansürlenmek isteniyor; bir  kadının Nemfomanyak olması bir kadının seks bağımlısı olması. Mesela biz bu okulda çok rahat Grinin Elli Tonu filmini gösterebiliriz ki bence o Nemfomanyak’tan bin kat daha seksist, daha çirkin bir filmdir. Ama onda ne vardır,  onda seks bağımlısı sadist bir adam ve aptal aşık vardır. Ülke bunu kabul edebilir,  Türkiye bunu kabul edebilir, ama bir kadının seks bağımlısı olması fikrine dayanamıyor sansürcü zihniyet”.

Antalya Sokakları Özel – Akdeniz Üniversitesi Sinema Kulübü,  geçtiğimiz haftayı Lars Von Trier filmlerine ayırdı. Son iki gün de geçtiğimiz yıla sansürlenmesi ile damga vuran Nymphomaniac filminindi. Türkiye’de yasaklanan filmi, Akdeniz Üniversitesi’nde gösterime sunan ekiple sansüre dair söyleştik.

 

10941907_10152731885098663_4472793746144269676_n

5. Kısa Film Günleri için hazırladıkları afiş ile sansüre gönderme yaparak sanattan yana tavır aldıklarını hatırlatan öğrenciler, “Altın Portakal Film Festivali’nde gösterime girmeyen filmler için, tepkimizi göstermek amacıyla soyulmuş portakalı sansürleyerek afişimizde yer vermiştik. Bu filmi göstermemiz de  Sinema Kulübü olarak başarıdır, onurdur bizim için” diyor.  Ancak bu başarıya da şerh koyuyorlar.  “Bu bir başarı da, bangır bangır bir başarı değil yani. Yani sansürü yıkabilmek için gerilla usulü yaptık bu gösterimi.  Sansüre karşı tepki geliştiriyoruz bunu yaparken de bazı taktiklere başvuruyoruz. Mesela soranlara bu filmi tanımlama şeklimiz şöyle;  ‘İtiraf; bir takım bağımlılıkları olan bir kadının hikayesini anlatmaktadır’ gibi.

Filmi gösterebilmek için, özetinin özetinin özetini gerekli yerlere gerektiği kadar bildirdiklerini ifade eden öğrenciler, bazı gereksizlikleri ortadan kaldırmak amacıyla bu yolu tercih ettiklerini söylüyorlar.  Öte yandan, olası bir yasakta ise,  sansürsüz bir üniversite için bir çok kişinin destek olacağını bildiklerini, bu destekle daha rahat adım attıklarını belirtiyorlar.

Nymfomaniac filminin Türkiye’deki yasağına ilişkin ise yorumlar şöyle:

“Ben filmin ismine takılı kaldım. Çünkü bu filmin Türkçeye çevrisi de “İtiraf” olarak çevriliyor. Orada bile bir kadının seks hikayelerini anlatması bir itiraf olmaması gerekiyor, bir de ben şunu merak ediyorum: Bu filmi izleyince daha mı ahlaksız olduk?”

“Bu ülkede şu fikir sansürlenmek isteniyor; bir  kadının Nemfomanyak olması bir kadının seks bağımlısı olması. Mesela biz bu okulda çok rahat Gri’nin Elli Tonu filmini gösterebiliriz, ki bence o Nemfomanyak’tan bin kat daha seksist, daha çirkin bir filmdir. Ama onda ne vardır,  onda seks bağımlısı sadist bir adam ve aptal aşık vardır. Ülke bunu kabul edebilir,  Türkiye bunu kabul edebilir, ama bir kadının seks bağımlısı olması fikrine dayanamıyor sansürcü zihniyet.”

“Pornografik olarak değerlendiriliyor  film ama aslında pornografi filmi değil. Tamamen fikrinizi beyninizi çalıştırmanız gerekiyor, fikir üretmeniz gerekiyor. Büyük bir ihtimal bu filmi sansürleyenler bizim zihnimizi kullanarak masturbasyon yapmamızı değil de bedenimizi kullanarak masturbasyon yapmamızı istiyorlar. Düşünmemizi istemiyorlar galiba.”

“Türkiye’de gençlere zarar verecek olan şey Trier olsun, bu ülkede gençler  gösterilen filmlerden değil, onları bu tarz filmlerden  sansür aracılığı ile ‘korumaya’ çalışan devletten daha fazla  zarar görüyorlar. Yani bıraksın da devlet elini ayağını çeksin, Trier zarar versin.”

 

Söyleşi: Pelin İktüeren