Talancısına, yağmacısına teslim edilen Olimpos – Kutay Meriç

Bu imar planı ile işletmecilerin sahip oldukları bir dönüm arsanın değeri milyonlarca dolarlarla ölçülecek bir düzeye geliyor. Bölge insanı, tarih, doğa kaybediyor sayısı 50’yi geçmeyen bir işletmeci grubu kazanıyor.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Zaten o binalar oraya 30 yıldır yapılmış.”

Olimpos Antik Kentinin üzerine kurulu otel ve pansiyonları kapsayan bir imar planının yapıldığını, önce yerel basında çıkan haberlerde ‘müjde’ olarak öğrendik. İkinci derece arkeolojik sit alanı üzerinde ‘kaçak yapı” olarak inşa edilmiş işletmeler, sit alanının 3. dereceye indirilmesiyle yapılan imar planıyla yasal statüye kavuşacak. Girişteki Kültür Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un sözleri, bu olayı özetler nitelikte. Önce yağma ve doğa katliamı yapılıyor, yasası arkadan geliyor.

Koruma Kurulu tarafından 2. dereceden 3. derece arkeolojik sit alanına dönüştürülen alan için hazırlanan imar planının 1/25.000’lik ve 1/5.000’lik kısımları CHP’li Antalya Büyükşehir Belediyesi, 1/1000’lik uygulama imar planı ise yine CHP’li Kumluca Belediyesi tarafından yapılmış. Kültür ve Turizm Bakanlığı da onaylamış. Planın bütün safhaları gerçekleştirilmiş ve Kumluca Belediyesi tarafından 8 Haziran tarihine kadar askıya çıkarılmış. Bu tarihe kadar bir itiraz gelmezse plan yürürlüğe girecek.

Planın kamuoyu tarafından duyulmasından sonra başlayan eleştiriler üzerine Kumluca Belediye Başkanı ile Kültür ve Turizm Bakanı tarafından planın savunulduğu açıklamalar geldi. Oranın mezbelelik olduğu, bölge insanının ve yoksul köylünün düşünüldüğü, yapı oranının düşürüleceği, doğanın korunacağı, ekolojik turizm yapılacağı gibi… Ama gerçekler böyle mi?

Gariban köylülerin hakları mı korunuyor?

İlk işletmelerin 1985 yılında kurulmaya başlandığı Olimpos-Yazır Mahallesinde şimdilerde 70 civarı pansiyon-otel yer alıyor. Yani Olimpos’ta imar planlaması yapılan alan Yazır Mahallesi’nde antik kente uzak bölgedeki pansiyonları değil, denize yakın ve arkeolojik kazı yapılan antik kentin sınırları içinde yer alan pansiyonları kapsıyor.

İmar planı yapılan Olimpos antik kentinin bulunduğu alanda sadece 50 civarında işletme bulunmaktadır. Toplam yatak 3 – 4 bin arası olduğu söylenen yatak sayısının yüzde 15’i, yapılaşma alanının ise yüzde 10’u sadece 1 işletmeye ait.

İki yıl önce çıkarılan son imar affı sırasında, pansiyon alanlarından çok sayıda alelacele yapılmış yeni yapı için imar affına başvurulmuştur. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum tarafından 1. derece arkeolojik sit alanları içine yapılan yapıların imar barışı başvurularının kabul edilmeyeceği açıklanmış, fakat bölge 2. derece sit alanı olduğu için başvurular kabul edilmiştir. Şimdi sormak gerekiyor; Olimpos planlama alanından kaç yapı için imar affı başvurusu yapıldı.

Yapılaşma azaltılıyor mu?

Eski muhtar, pansiyon sahibi ve belediye meclis üyesi seçildiği MHP’den ayrılıp rozeti Menderes Türel tarafından takılıp 2018 yılında AKP’ye geçen, şimdi de iktidar partisinden meclis üyesi olan ve bu planın hazırlanmasında çabası olan Halil Karataş şöyle diyor: “Benim işletmemde yaklaşık 100 yatak var. Bunun yarısını kaybetmeye razıyım.” Kumluca Belediye Başkanı da aynı fikirde ve yapılaşma oranının düşürüleceğini söylüyor. Peki, gerçek durum böyle mi?

Açıklanan plana göre 124.888 m2 alan pansiyon ve oteller için ayrılmış 0,30 emsalle 37.464m2 inşaat hakkı verilmiş. Bu alanda 24.352 metrekareye 15-25 m2 kare arası taş örme su basman üzerine ahşap yapı yapılabilecek. Ayrıca pansiyonların ortak kullanım alanları için 13.112 m2 yer ayrılmış. Yapı için verilen alan miktarına bakınca, basit bir hesapla bile yapı yoğunluğu azalmasının söz konusu olmadığı, tersine alana en az şimdiki miktarda bir yapının yapılmasının önünün açıldığı görülüyor.

Doğayı ve tarihi koruma amacı var mı?

Kumluca Belediye Başkanı Mustafa Köleoğlu, “Bu plan Olimpos’ta doğanın kurtuluşu olacak” diyor ve daha tartışmalar sürerken, doğanın üzerine hızla kilit taş döşeme işini başlatıyor. Yine de asfalt dökmeyip çimentodan imal edilmiş kilitli taş kullandığı için tebrik edelim. Bir şeyi korumanın en iyi yolunun ona dokunmamak olduğunu bu yerel yöneticilerin öğrenmesi gerek.

Köleoğlu’nun hazırlattığı uygulama imar planında ekolojik pansiyon ve ekolojik turizm gibi ifadeler bulunuyorsa da, uygulamadaki bilinen bir kitle turizmi örneği ve ekoturizm ile ilgisi yok.

Başkan Köleoğlu açıklamalarında “Buradaki amaç, daha önceden var olan ve halen yapılmakta olan çarpık yapılaşmanın önüne geçmektir, inşaat artışını engellemektir” diyor. Kaçak yapılaşmayı engellemek için, kaçak yapı yapanların isteği ve menfaatleri için imar planı hazırlanmasının nasıl bir belediyecilik anlayışı olduğu merak konusu. Çünkü kaçak yapı sahiplerine, orman ve tarihi eser alanlarını talan edenlere ne yapılması gerektiği yasalarda açıkça mevcut.

Başkan Köleoğlu, bölgede 36 sondaj yapıldığını ve pansiyonların altında antik kent olmadığını belirtiyor. Öğreniyoruz ki kepçelerin girebildiği pansiyon bahçelerine 2 metrelik çukurlar kazılmış. 124 dönüm yere 36 çukur kazmışlar. Dönüm başına 1 tane bile düşmüyor. Yörede yaşayanlar birkaç yıl önce çıkan bir yangın sonucu antik bir zeytinyağı atölyesinin toprak kaymasıyla gömüldüğünü ve bu kalıntının imar verilen alanın üst kısmında kaldığını söylüyor ki, o alanın altında kim bilir başka neler var.
Kumluca belediyesinin yaptığı imar planında Olimpos deresinin ıslah edilmesi ve taşkın önleme inşaatlarının da yapılması öngörülüyor. Yani bölgenin doğasına her anlamıyla dokunuluyor.

Göz boyama hamleleri

Bölge için böyle bir planın ihtiyaç olduğunu açıklayan Bakan Ersoy, “Ama ben yine herkes huzurlu olsun diye Cuma günü bir talimat verdim bakanlığa. ‘Oraya tekrar bir arkeoloji irdeleme ekibi gönderin, jeo-radara gerek yok ama ek sondaj yapın’ dedim. Ben sonuçta aykırı bir şey çıkacağını sanmıyorum ama herkes emin olsun, içi rahat olsun.” dedi. Yani bilimin gerekleri, doğa için değil ‘bizim içimiz rahat olsun diye’ sondaj yaptırıyormuş.
Bütün bu sondaj-jeo radar süreçlerinin plan hazırlanırken zaten yapıldığı söyleniyordu. Plan askıya çıkmışken neden tekrar sondaj yaptırılır; yoksa emin değil misiniz?

Ne yapılabilirdi? Ne oldu?

Bir arkeolojik alan çevresindeki doğasıyla bir bütündür. Olimpos tarihi ve doğasıyla insanlığın kültürel mirasıdır. Hiçbir özel arazi sahibinin tasarrufuna konu edilmemesi gerekir.

Bölge için başka bir planlama yapılabilir oysa. Mevcut kaçak ve doğaya zarar veren yapılaşmayı minimuma indirecek uzun vadeli bir eylem planı yapılarak, bölge adım adım ekoturizme açılabilir. Asfalt (kilitli taş) yolun, lağım şebekesinin, su ve elektrik şebekelerinin olmadığı (çünkü bunların hepsi doğaya zarar verir) gerçek ekoturizme yönelik bir alan olarak tasarlanabilir.

Böylece gerçekten yöre insanının kalkınmasını sağlayan, doğaya ve topluma faydalı bir iş yapılabilir. Bölge konaklamasız alternatif bir turizm alanına da dönüştürebilir.
Ama bunlar için gerekirse menfaat odakları ile çatışmak, siyasi oy kaygılarından ve rant hesaplarından uzak durmak gerekir.

Mevcut durumun sürmesi ve planın uygulanması halinde Olimpos, artık gençlerin ve düşük gelir gruplarının tatil yaptığı bir yer olmaktan çıkacak, yüksek gelir gruplarının ve yurtdışından gelen turistlerin tatil yaptığı bir yer haline dönüşecek.

Bu imar planı ile işletmecilerin sahip oldukları bir dönüm arsanın değeri milyonlarca dolarlarla ölçülecek bir düzeye geliyor. Bölge insanı, tarih, doğa kaybediyor sayısı 50’yi geçmeyen bir işletmeci grubu kazanıyor.

Tarih sizi hayırla anmayacak.

*Kutay Meriç Halkevleri MYK Üyesi