Antalya Sokakları – Eğitim Sen, 13 Aralık Pazar günü TBMM’de Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin görüşüldüğü genel kurulda, pandemi koşullarında eğitimin nicel ve nitel durumuna ilişkin hiçbir değerlendirmeye yer verilmediğini yaptığı açıklamada dile getirdi.

Eğitim Sen Antalya Şubesi başkanı Nurettin Sönmez’in yaptığı açıklamada, ”2021 Merkezi Yönetim Bütçesi’nde harcamalar yönünden bütçenin en büyük payı güvenlik harcamalarına gitmektedir. Öte yandan 2021 yılındaki yatırım bütçesindeki en büyük payın ulaştırma yatırımlarına ayrılmış olduğunu görmemiz gerekiyor. Yani bütçe verileri, iktidara yakın inşaat gruplarının bu bütçeden en büyük payı almayı sürdüreceğini ortaya koyuyor.” denildi.

Milli Eğitim Bakanlığı bütçe teklifinin önceki dönem yapılan tekliflerden farkı olmadığını belirten Nurettin Sönmez, ”Okullar ve üniversitelerimizde eğitim bileşenlerinin, sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin ve veli örgütlerinin bütçe sürecine katılmadığı, yani bütçe hakkının, yıllarca olageldiği gibi, hayata geçirilmediği bir bütçe süreci ile karşı karşıyayız” dedi.

”YILLARDIR EĞİTİME AYRILAN KAYNAKLAR SADECE RAKAMSAL OLARAK ARTMAKTA”

Eğitim hizmetlerine yönelik yatırımlar açısından bütçelerde gerçek anlamda bir artışın yapılmadığının vurgusunu yapan Sönmez,”2020 yılında 125 milyar 397 milyon TL olan MEB bütçesi, 2021 yılında 146 milyar 920 milyon TL olarak belirlenmiştir. MEB bütçesinin her yıl olduğu gibi rakamsal olarak arttığı görülse de, merkezi yönetim bütçesine oranı 2020 yılında yüzde 11,45 iken, 2021’de bu oran yüzde 10,69’a gerilemiştir.MEB’e ayrılan bütçe rakamlarına bakıldığında, bir önceki yıla kıyasla oransal olarak artış olmadığı, tersine azalma olduğu dikkati çekmektedir. Her fırsatta eğitime en çok payı kendilerinin ayırdığını iddia eden AKP hükümetleri döneminde, eğitim bütçesinin milli gelire oranı OECD ortalamasının çok altındadır.”dedi.

MEB BÜTÇESİNİN BÜYÜK BÖLÜMÜ YİNE ZORUNLU HARCAMALARA GİDECEK

MEB Bütçesinin çok büyük bir bölümünün personel giderleri olduğunu belirten Nurettin Sönmez, ”MEB bütçesinin büyük bir kısmının personel harcamalarına gitmesinin sebebi personel sayısının gereğinden fazla olması veya maaşlarının yüksek olmasından değil genel bütçe içindeki payının az olmasındandır. Bu durumun farkında olan MEB, eğitim emekçilerini esnek, kuralsız ve güvencesiz çalıştırmak için gece gündüz çalışmakta, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik uygulamasında ısrar ederek eğitimde güvencesiz istihdam politikalarını ısrarla sürdürmektedir. MEB bütçesinin büyük bölümü personel giderleri (%70) ve sosyal güvenlik devlet primi giderlerine (%11) gitmektedir. Başka bir ifadeyle, eğitime bütçeden en çok payı ayırdıklarını iddia edenler, bu payın yüzde 81’inin zorunlu olarak personel harcamalarına ayrıldığını özellikle gizlemeye çalışmaktadır. 2020 MEB bütçesi içinde mal ve hizmet alım giderlerinin payı yüzde 8, sermaye giderleri yüzde 8, cari transferler ise yüzde 3’tür.”ifadelerine yer verdi.

EĞİTİM YATIRIMLARI TARTIŞMASIZ BİR ŞEKİLDE AZALMAYI SÜRDÜRMEKTEDİR

Bu yıl öngörülen MEB Bütçesi içerisinde yatırıma ayrılan payın, 18 yıl önceki oranın çok gerisinde olduğunun belirtildiği açıklamada, ”MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay 2002 yılında yüzde 17,18 iken, eğitim hizmetlerinin sunumu açısından çok önemli olan bu rakam 2009’da yüzde 4,57’ye kadar gerilemiştir. 4+4+4 düzenlemesi sonrasında zorunlu olarak kısmen de olsa artışa geçen eğitim yatırımlarına ayrılan bütçe oranı, 2014 sonrasında yeniden azalmaya başlamıştır.”denildi.

EĞİTİM, DEVREDİLEMEZ VE VAZGEÇİLEMEZ KAMUSAL BİR HAKTIR

Açıklamada, ”Bu alanda yapılan çeşitli araştırmaların da gösterdiği gibi, devlet okullarında paralı eğitim uygulamaları yaygınlaştıkça, en düşük gelir dilimindeki yüzde 20’lik kesimin gelirleri içinde eğitim harcamalarına ayırmak zorunda olduğu pay artmaktadır. Söz konusu artış ise ancak gıda ve sağlık harcamalarından kısılarak gerçekleştirilebilmektedirEşitsiz, ayrımcı ve piyasacı eğitim sistemi, yaşamın her alanında rekabeti, kamusal hizmetin bedelini ödetmeyi, öğrenci ve velilerin ‘müşteri’ haline getirilmesini hedeflemekte, toplumdaki sınıf farklılıklarını daha da belirgin hale getirmektedir.” şeklinde belirterek açıklamasına devam etti.

EKONOMİK KRİZ GEREKÇESİYLE EĞİTİM BÜTÇESİNDE KISINTIYA GİDİLMESİ KABUL EDİLEMEZ

Eğitim Sen, yapılması gerekenin kamusal kaynakların yine kamusal bir hak olan eğitim için, özel çıkarlar değil, toplumsal yarar gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğini belirterek taleplerini sıraladı.

  • MEB bütçesinin milli gelire oranı en az iki kat arttırılmalı, başlangıç olarak OECD ortalamasına (%6) çıkarılmalıdır.
  • Kamu kaynaklarının özel okullara aktarılması uygulamasına derhal son verilmeli, eğitime yeterli bütçe, okullara ihtiyacı kadar ödenek ayrılmalıdır.
  • Eğitim kurumlarının bütün ihtiyaçları salgın koşullarına göre yeniden güncellenmeli, bu ihtiyaçlar için ek bütçe oluşturulmalı, bütün okullara ihtiyacı kadar ödenek ayrılmalıdır.
  • Öğretmen ve öğrencilere eğitim için gerekli teknik destek (bilgisayar, tablet, internet vb.) ücretsiz olarak temin edilmelidir.
  • MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay mutlak anlamda arttırılmalı, eğitimi ticarileştirmeyi hedefleyen özel sektör, dini vakıf ve cemaatlerle yapılan ya da yapılacak olan her türlü ortak proje ve protokol iptal edilmelidir.
  • Tüm eğitim ve bilim emekçilerine insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşulları sağlanmalıdır.
  • Eğitim ve bilim emekçilerinin satın alma gücünde ve ücretlerinde yaşanan kaybın giderilmesi için ek zam yapılmalıdır.
  • Tüm eğitim ve bilim emekçilerinin ek göstergeleri 3600’e çıkarılmalıdır.
  • Vergi diliminden kaynaklı kayıplarımıza son verilerek, ücretli çalışanlar için gelir vergisi oranı sabitlenmelidir.
  • Ek ödemelerin tamamı temel ücrete ve emekliliğe yansıtılmalı, ek ders saat ücreti hesaplanırken bir öğretmenin aylık maaş tutarı esas alınmalı ve gelir vergisinden muaf tutulmalıdır.
  • Eğitim-öğretime hazırlık ödeneğinin, ayrımsız bütün eğitim ve bilim emekçilerine bir maaş tutarında ve yılda iki kez ödenmesi sağlanmalıdır.
  • Sözleşmeli/ücretli öğretmenlik gibi her türlü güvencesiz istihdam uygulamalarına esnek, kuralsız ve angarya çalışmaya son verilmeli, sözleşmeli öğretmenlerin tamamı kadroya geçirilmelidir.
  • 2021 yılında aile ve çocuk yardımı başta olmak üzere, sosyal yardımlar sembolik olarak belirlenmekten çıkarılmalı, ihtiyaç kadar artış yapılmalıdır.
  • Öğretmen, akademik personel, memur ve yardımcı hizmetli açıkları kapatılmalıdır.