İçeriğe geç
Ana sayfa » MANŞET » SOKAK » DOĞA » Kuşların son sığınağı yok oldu: “Nehirleri çölleştiriyorlar”

Kuşların son sığınağı yok oldu: “Nehirleri çölleştiriyorlar”

Antalya- Antalya’nın Konyaaltı ilçesi sınırlarında bulunan kentin son sulak alanlarından Boğaçayı’nda DSİ tarafından yapılan taşkın önleme çalışmasıyla nehir yatağı dolduruldu. Biyomühendis kuşların göç mevsiminde yapılan bu çalışmaların yanlış olduğunu söyledi. Hüseyin Çağlar İnce, Boğaçayı’nın yılın dört mevsiminde kuşlara ev sahipliği yaptığını ifade ederek, “Ülkedeki birçok nehir yatağı yaban hayatından arındırılarak, yalnız ve çıplak kanallara dönüştürülüyor. Nehirler adeta çölleştiriliyor. Artık nehirler geçtiği toprakları beslemeden, oradaki doğaya ve insana hayat vermeden akıp gidiyor” diye konuştu.boğaçayı5

“MİLYONLARCA LİRA HARCAYARAK NEHİRLERİ KURUTUYORLAR”

Antalya gibi büyük bir turizm kentinin ortasında sazlıkları ve söğüt ağaçlarıyla önemli bir doğal park olan Boğaçayı’nda yıl boyunca bölgedeki 5 yıldızlı otellerde konaklayıp kuş gözlemine çıkan turistlerin görülebileceğine dile getiren Hüseyin Çağlar İnce, “Son yıllarda Anadolu’nun bilinen önemli nehir yataklarında milyonlarca lira harcanarak ıslah çalışmaları yapılıyor. Ülkedeki birçok nehir yatağı yaban hayatından arındırılarak, yalnız ve çıplak kanallara dönüştürülüyor” dedi.

Boğaçayı

BİRÇOK CANLI TÜRÜNÜN SON SIĞINAĞI

Boğaçayı ve çevresinin yılın dört mevsiminde 120’nin üzerinde kuş türüne ev sahipliği yaptığını ve birçok canlı türünün son sığınağı olduğunu belirten Biyomühendis Hüseyin Çağlar İnce, ““Ötücü kuş türleri, balıkçıllar, kıyı kuşları ve su kuşları gibi kuş türlerini barındıran Boğaçayı, ilkbahar ve sonbahar göçlerinde, Afrika’dan yola çıkıp Akdeniz üzerinden gelen birçok kuş türünün geçit törenine sahne oluyor.” şeklinde konuştu. Aynı zamanda Sumruların ve Akdeniz martılarının yoldan geçerken bile görülebileceğini ekledi.

boğaçayı2

 

“KANALLAR YÜZÜNDEN ZEMİN KATLARI SU BASIYOR”

Kendisinin de bu bölgede yaşadığını kaydeden Biyomühendis Hüseyin Çağlar İnce, “Öte yandan kentleşme ile şehir içindeki böğürtlenler, söğütlerle, püren kokularıyla süslü, kuş sesleriyle cıvıldayan birçok dere artık birer kanal oldu. Dereler fazla gelen yağmur suyunu, yer altı sularıyla, toprakla, ağaçlarla paylaşıyordu. Kanallarda ise fazla gelen yağmur suları etrafta yeni yapılaşan konutların zemin katlarında su baskınlarına yol açıyor” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Yusuf Yavuz