Antalya – Kentin tekne, yat ve dalış turizminde önde gelen yerlerinden Sıçan Adası’nın adı ‘hoş olmadığı’ gerekçesiyle değiştirilmesi isteniyor.

Antalya Kaleiçi Yat Limanı’na yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta bulunan Sıçan Adası’nın sahile bakan yakası 8 metrelik derinliğe, ilgi çeken kuzey doğu yakası ise 22 metrelik derinliğe sahip. Kayalık dip yapısı, sualtı zenginliğiyle sadece dalgıçların değil günlük tekne gezisine çıkanların da ilgi odağı olan ada, yaz döneminde yoğun tekne trafiğine sahip. Üzerinde kale kalıntıları bulunan adanın 12’nci yüzyılda korsanlar tarafından kullanıldığı düşünülüyor. Ada, kıyıdan güney kısmına doğru incelmesi nedeniyle bir sıçanı andırdığı için ‘Sıçan Adası’ olarak anılıyor.

‘SIÇAN ADASI DEMEYE UTANIYORUZ’
Antalyalı dalış eğitmeni Sunay Yıldız, Balıkçı Barınağı’na yarım mil uzaklıktaki adanın yat, tekne ve dalış turizminin önde gelen bir yer olduğunu belirterek “Muhteşem sualtı zenginliğiyle dalış turizminde önemli bir nokta. Adanın dört tarafı dalışa elverişli olduğu gibi her seviyede dalışa uygun bir ada. 5 metreden 22 metreye kadar dalış imkanı sunan bir yer. Bizce dalış turizminde Kaş kadar ünlü olması gereken bir bölge” şeklinde konuştu. Adanın isminin Sıçan Adası olmasından rahatsızlık duyduklarını belirten Yıldız, “Hangi adaya gidiyorsunuz dendiğinde Sıçan Adası demeye utanıyoruz. Burası martılarla, martı sesleriyle dolu bir ada. Biz adanın isminin Martı Adası olarak değiştirilmesini istiyoruz” dedi.

‘KULAĞA HOŞ GELMİYOR’
Mavi Akdeniz Su Sporları Kulübü (MASSK) Başkanı, Dalış Eğitmeni Cüneyt Kılınç (47) ise adanın ismini kulağa hoş gelmedğini  söyleyerek “İsmi Sıçan Adası olan bu adada yüzlerce martı var. Sıçan Adası isim olarak kulağa hoş gelmiyor. Barındırdığı martılardan dolayı Martı Adası olarak değiştirilmesini talep ediyoruz” diye konuştu.

ADA İSMİ KORUNMASI GEREKEN KÜLTÜREL MİRASTIR
Antalya Kültürel Miras Araştırmacıları Derneği ise facebook hesaplarından yaptıkları açıklamada değişiklik talebini eleştirdi. ANKA açıklamasında “Tıpkı anıtlar/sitler gibi toplulukların, grupların-hatta kimi durumlarda bireylerin- kimliklerini oluşturan sözlü aktarımlar, temsiller, toplumsal uygulama, ritüel, şölenler, el sanatları gibi toplumsal üretimler de Antalya’nın korunması gereken “somut olmayan kültür mirasının” bir parçasını teşkil eder.” denildi.

ADANIN İSMİNİ DEĞİŞTİRMEKLE TAHRİP ETMEK ARASINDA FARK YOK
Kültürel mirasın gelecek nesillere aktarmanın önemine değinen açıklamada  “Onlar içerisinde “yer adları/toponimler” kuşaklar arası bilgi/deneyim paylaşımını sürekli kılan kültürel bellek dinamikleri arasında gelir. Başka bir deyişle, Antalyalıların çevre ve doğa ile ilgili geliştirdikleri tarihsel bilgi ve deneyimlerini yansıtır. Ne yazık ki, biz söz konusu değerleri envanterleyip gelecek kuşaklara aktarmak yerine sürekli “yeniliyor” “yok ediyoruz.”. Türkiye’yi doğusundan batısına yeniden adlandırıyor; hatta hızımızı alamıyor bazı hayvan adlarının birlik ve beraberliğimize aykırı isimler çağrıştırdığı; etnik ayrımcılığa neden olduğu gerekçesiyle devlet eliyle değiştiriyoruz. Bu akıl almaz bir durum. Sıçan Adası’nın ismini değiştirmekle, Perge’yi, Kesik ya da Yivli Minareyi tahrip etmek arasında hiç bir fark bulunmuyor.” denildi.

Fotoğraf: Knowhere On Earth