İçeriğe geç
Ana sayfa » MANŞET » SOKAK » TOPLUMSAL CİNSİYET » KADIN » “Emeğimiz sadece eşlerimizi babalarımızı ihya etmiyor, kapitalist sistemi de ihya ediyor”

“Emeğimiz sadece eşlerimizi babalarımızı ihya etmiyor, kapitalist sistemi de ihya ediyor”

Antalya Sokakları Özel – İmece Kadın Dayanışma Derneği’nin ‘Ev kadınları ne istiyor’ konulu konferansı başladı. Gün boyu sürecek olan panelde çok sayıda sunum yer alacak. Ev kadınları ne istiyor, Toplumsal Cinsiyet Rolleri ve Ev içi emeğin kullanılımı, ev kadınlarının hakları, sorunları, iş güvenliği gibi konuların tartışılacağı panelde interaktif sunumlar yer alacak.

İMECE Kadın Danışma derneğinin konferansı Serpil  Kemalbay’ın sunumuyla başladı. Sunumunda “ev kadınları”nın görünmeyen emeğine, kapitalist sistemin kadın emeği üzerinden kendini yeniden üretmesine vurgu yapan Kemalbay, “Biz daha çok ev içi emeği konuşurken ev kadınlarını ihmal ettik, ev kadını diye bir şey var. Hayatımız neredeyse biraz onun üzerine inşa edilmiş durumda. Biz kadın mücadelesi yürüten kadınlar ev kadınlarını tırnak içerisinde kullanıyoruz. Çünkü ev kadınları kelimesinin kendisi bir ezilmeyi ifade ediyor.

“Ev kadınlarının mutluluğuna dair kitaplar çıkıyor, instagramda ev kadınlarının çektiği fotoğraf gündem oluyor. Dünyada yapılan araştırmalar genellikle kadınların yerini evde gören araştırmalar, %60 oranında kadınların evde olması yönünde sonuçlar ortaya çıkıyor. Kadınların yeri evidir diyenler var. Ancak, kadınların eve ekonomik katkı yapmasına ilişkin görüşe baktığımızda ise, ‘katkı’ yapması gerektiğini düşünenler ise %70in üzerinde böyle bir paradoks var. Bir taraftan evden çıkmasınlar, ama eve katkı yapsınlar gibi bir yaklaşım var. Yine şöyle bir anlayış var denetimli özgürlük de diyenler var, kadınlar eve katkı yapmak amacıyla belirli bir kural içerisinde eşinin izin verdiği ölçüde dışarıda çalışabilirler anlayışı da mevcut.”

DÜNYANIN YÜKÜNÜ KARŞILIKSIZ EMEK ÇEKİYOR
Kadına neyin yakışıp yakışmadığı,ne giyeceği, kaç çocuk yapacağı bize dayatılıyor. Bizim şuandaki hükümette olan bakanlar kadına en çok anneliği yakıştırıyor. Kadının emeği üzerinde bu kadar çok söz söyleme hakkı nereden geliyor diye baktığımızda, toplumun bunu beslediğini görüyoruz. Ev kadınlarının ev içinde hiçbir şey yapmadığını söylüyorlar ancak hayatı yeniden üretim noktasında kadın kilit rol oynuyor, işe gidenlerin ütüsünü, yemeğini yapması, çocuğun doğurulması, büyütülmesi gibi bu işler değeri kıymeti bilinen bir emek değil. Biz buna karşılıksız emek diyebiliriz. Dünyanın yükünü bu emek çekiyor.

Yaşadığımız bu doğal olarak görülen, aslında bu kapitalist sistemi döndüren de aslında bizim emeğimiz. Biten tekrar tekrar başlayan bu emek bu çarkı döndüren emektir. Bu emeği biz nasıl daha görünür kılabiliriz. Bu emeğin artı bir değeri var. Sonuçta bizim emeğimiz sistemi döndüren bir emek.
Ev içinde kadınların yaptığı bu ev içi üretimini yasadan karşılamaya kalktığımızda çok büyük rakamlar ortaya çıkıyor. Bizim emeğimiz sadece eşlerimizi çocuklarımızı babalarımızı ihya etmiyor, kapitalist sistemi  de ihya ediyor. Kos kaca cumhurbaşkanı devletin işleri ile uğraması gerekirken bizim özel alanlarımıza dair konuşursa alsında bu hiç de özel değil, bu karşılıksız emeğin, önemli bir toplumsal değeri olduğunun ifadesidir.

Hükümetler sadece ev kadınları üzerine konuşmuyorlar, ev kadınlarına ilişkin anaakım medya da ev kadınlarının çalışan kadınlara göre daha mutlu olduğu gibi haberler yapılıyor. Türkiye’deki %60 oranında ev kadınlarının daha mutsuz olduğu ortaya çıkmış. Eğer mutlu olmak istiyorsanız evinizle ilgilenin, mutfağınızla ilgilenin gibi evde mutlu olmanın yolları anlatıyor. Kadın evde mi çalışsın dışarda mı evdeki emeğimiz aslında bir yerlerde planlanıyor, ya bizim evde çok mutlu olduğumuz anlatılıyor, ya dışarı çıkmamız gerektiği anlatılıyor. Hükümetin politikalarına göre kadınlara roller biçiliyor. Bugün sosyal politika olarak sunulan kadınların doğum izninin uzatılması gibi, esnek çalışma gibi kadını eve endeksleyen bir anlayış hakim.

“EV İÇİNDE DE AYDIN KANZA ALANLARI YARATMALIYIZ”
Başka bir evin mümkün olabileceğini, bunun hep birlikte kurabileceğimizi düşünüyorum. Evdeki ilişkilerin demokratik bir yaşam olması gerektiğini düşünüyorum. Nasıl ki toplumdaki demokrasi için mücadele etmek gerekiyorsa, ev içinde de bunun geçerli olduğunu düşünüyorum. Neoliberal kapitalist ülkelerde de sosyalist ülkeler de de kadınlar işin içinde olmadığı sürece o demokratik ev mümkün olmayacaktır. Kimsenin kimseyi ezmediği, kimsenin kimseye ne yapması gerektiğini anlatmadığı bir ev, emeğe saygı duyulduğu, ev işlerinin toplumun işi olarak yapıldığı, çocukların bakımlarının kamusal hale getirilmesi, yaşlı bakımlarının bu şekilde yapılması, hem kamusal alanı kullanalım hem ev içinde demokratikleşme mücadelesi verelim. Nasıl ki demokratikleşme mücadelesinde Aydın Kanza’yı kullanıyoruz, ev içinde de Aydın Kaza alanları yaratmalıyız.

Haber: Demet Acar- Pelin İktüeren