Gazeteci Bünyamin Tokmak, Antalya yerel basınında son günlerde Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan’a yönelik ortaya atılan iddiaların mesleki etik kurallarını ihlal ettiğini ifade etti. Tokmak, “Gazetecilik hakikati bulma sanatıdır, dedikodu yayma değil. Eğer bir iddianız varsa, muhatabına ulaşıp sormalısınız,” dedi. Tokmak, mesleğin temel değerlerinin korunmasının önemine vurgu yaptı.
40 yıllık gazetecilik deneyimiyle tanınan Bünyamin Tokmak, mesleğin temel etik kurallarını hiçe sayarak yapılan haberleri eleştirdi. Tokmak, iddiaların kaynağa dayandırılmadan yayılmasının gazetecilik mesleğini zedelediğine dikkat çekti.
Bünyamin Tokmak’ın yazsınının tamamını sizinle paylaşıyoruz;
Epeydir kendimi frenliyorum. Yazmayayım diyorum ama olmuyor. 40 yıllık gazeteciyim. 4 yıl da gazetecilik eğitimi aldım, etti mi 44 sene. Zaman zaman iletişim fakültelerinde ders verdim, konferanslara katıldım. Meslek hayatım süresince sendikacılık yaptım, bir çok kişinin üye olmaktan çekindiği dönemde Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin Bursa şubesinin kuruculuğunu, daha sonra yöneticiliğini, sonra da başkanlığını yaptım. Antalya’ya taşındıktan sonra da ÇGD Antalya Şubesi’nin başkanlığını 3 dönem yürüttüm.
Halen Antalya’da mesleğine devam eden bir çok gazeteci arkadaşımızı yetiştirdim.
Fakat son günlerde Antalya’da gazetecilik mesleğinin öncekine oranla daha da yıpratıldığını, itibar kaybettiğini gözlemliyorum. Elbette bu durumun baş müsebbibi yine gazeteciler. Bu da beni çok üzüyor.
Emekli olduktan bir süre sonra sadece ideallerimden, siyasi duruşumdan, ideolojimden ötürü Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye oldum. 5 yıldır da CHP’nin Konyaaltı İlçe Örgütü’nde yönetim kurulu üyesi olarak görev aldım. Bu satırları, hem Konyaaltı’nda politika yapan biri hem de yıllarca gazetecilik mesleğini sürdürmüş biri olarak yazma ihtiyacı duydum.
Sosyal medyayı yoğun kullanmama rağmen parti içi meselelerle ilgili paylaşım yapmamaya azami özen gösteriyorum. Özellikle de gazetecilere yönelik itibarsızlaştırma girişimlerine karşı duruyorum. Gazetecilik mesleğinin sosyal medya platformlarında ayak altına alınmasına müsaade etmiyorum.
Ancak, bazı meslektaşlarımın gazeteciliğin en temel kurallarına riayet etmediklerini gözlemliyorum. Bu durumdan herkes gibi ben de rahatsız oluyorum.
Sosyal medyayı takip eden, önemli ve gerçekten fikirlerine değer verdiğim aydınların yer aldığı WhatsApp gruplarını takip edenler biliyorlar. 31 Mart seçimlerinde Konyaaltı Belediye Başkanı seçilen CHP’li Cem Kotan’a yönelik yıpratma girişimleri sürüyor. Elbette politikacılar, yerel yöneticiler, kamu görevlileri, görevlerinden ötürü eleştirilebilir. Ancak görüyorum ki, yapılanlar “gazetecilik faaliyeti”nin sınırlarını aşmaya başladı. Gerçeğe aykırı, yalan yanlış bilgiler sistematik olarak yayılıyor. Soruşturması, doğrulatılması çok kolay olan iddialar bile, doğru olmadığı bilindiği halde dağıtıma sokuluyor.
Bilmem, Antalya’daki meslektaşlarımın kaçta kaçı, gazetecilik etik ilkeleriyle ilgilidir, haber ya da yorum yazarken etik ilkeleri gözetir.
Ben yine de hatırlatayım: Türkiye Gazeteciler Sendikası ile Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin de üyesi bulunduğu Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’nun (IFJ) “Gazetecilik Etik İlkeleri Küresel Bildirisi”, gazetecilerin etik ilkelerini ve haklarını sıralar. Bunlardan birincisi, gazetecinin hakikate ulaşma konusunda çaba göstermesini öğütler. İkinci maddede ise, gazetecinin gerçeğe ulaşmak amacıyla görevini yerine getirirken dürüstçe haber toplama ve yayımlama özgürlüğü ile adil yorum ve eleştiri hakkını her zaman savunması gerektiği vurgulanır ve ilave edilir: Gazeteci, olguya dayalı bilgileri, yorum ve eleştiriden açıkça ayırmakla yükümlüdür.
Gerçeklerin çarpıtılması, hakaret, iftira, karalama ve asılsız suçlamalar gazetecilik mesleğinin ciddi anlamda suistimal edildiği anlamına gelmektedir.
Gazetecilik Etik İlkeleri Bildirgesi’nde ayrıca şöyle denilmektedir: Gazeteci, yayımlanmasından sonra hatalı olduğu ortaya çıkan bilgileri hızlı, açık, eksiksiz ve şeffaf bir biçimde düzeltmelidir.
Bu kadar mesleki bilgiden sonra sadede gelelim.
Son olarak gazeteciler Cem Çon ve Ebru Küçükaydın’ın çektikleri 20 dakikalık bir video var. Antalya’daki 19 belediyesinin çalışmalarının ele alınacağı söylenen videonun neredeyse yüzde 80’i Konyaaltı Belediyesi’ne ayrılmış. Bunun sakıncası yok. Ancak programda konuşulanların büyük bölümü dedikodudan, gıybetten ibaret.
Öneğin, Konyaaltı Belediyesi’nde 3 aydır maaş verilmediği iddiası.
Bu iddia doğru değil.
Konyaaltı Belediyesi’nde işçilere ödenmeyen sadece 1 aylık maaş var. Biliyorsunuz devlet memurları maaşlarını çalışmadan peşin alır, işçiler ise çalıştıktan sonra maaşlarını alır. Bunu herkes bilir. Gazetecilerin bilmemesi mümkün değil. Gecikmeler elbette oldu ama gerek maaşların ödenmesi, gerekse belediyecilik faaliyetleri için gerekli olan finans konusu bir şekilde çözülüyor ve çözülmesi için insanüstü bir gayret gösteriliyor.
Maaşlarla ilgili yorum yapan Çon ve Küçükaydın, her nedense bu programda belediyelerin İller Bankası’ndan aldığı paydaki SSK ve vergi borçlarına yönelik kesinti oranının yüzde 5’den, yüzde 40’a çıkarıldığını söylemiyor, AKP Genel Başkanı’nın Bakan’a, Belediyeleri silkeleyin talimatı verdiğinden söz etmiyor. Özellikle yerel basının ana gelir kaleminin Basın İlan Kurumu gelirleri olması gazetecilerin elini kolunu bağlıyor olmalı.
Konyaaltı Belediye Başkanı’nı insaf sınırlarını aşarak eleştiren arkadaşlarımın, belediyelerin geçmişten gelen borçları konusunda da iki kelam etmeleri beklenmez mi? Amaç, yalnızca ve yalnızca Konyaaltı Belediye Başkanı’nı yıpratmaksa bir şey diyemem.
Bir başka iddia: Semih Esen Başkan döneminde görev yapan belediye başkan yardımcılarının tamamının değiştiği. Doğrusu şöyle: 31 Mart’ın hemen ardından bir başkan yardımcısı kendi isteğiyle, başka bir belediyeye naklini istedi ve gitti. Diğer iki belediye başkan yardımcısından biri geçen ay emekli oldu, bir diğeri ise görevine devam ediyor. Elbette Belediye Meclis üyeleri arasından seçilen iki belediye başkan yardımcısının görevleri meclis üyelikleri sona erdiği için sonlanmış oldu.
Birim müdürlerinin yarıdan fazlası ise görevlerine devam ediyor.
Başka bir traji komik iddia ise Başkan Cem Kotan’ın Konyaaltı’nda bir villada yaşadığı yönünde.
Bu da doğru değil. Eğer iddianızdan çok eminseniz muhabirinizi, muhabirlerinizi Konyaaltı’na gönderirsiniz, Kotan’ın oturduğunu iddia ettiğiniz villayı fotoğraflarsınız, bu da sizin için önemli bir gazetecilik başarısı olarak hanenize yazılır. Elbette gazetecilik yapmak, emek, gayret, çaba, araştırmacılık işidir. Kim uğraşacak villa iddiasını doğrulamakla. Ben iddia ederim, itibar suikastçılığı yaparım, haberin muhatabı iddianın yalan olduıunu ispat etmekle uğraşsın dursun. Oh ne ala!
Memur sendikasının eylemine gelince. Belediyede örgütlü memur sendikası, memur maaşlarının yarısının ödenmesi, yarısının sonraya bırakılması üzerine bir eylem düzenliyor. Eylem belediye binasının önünde. Simgesel olarak da sendika memurlara yarım simit dağıtıyor. Bu durumu pencereden gören Belediye Başkanı da, memurların yanına gidiyor ve o da yarım simit alıyor ve eyleme simgesel bir destek veriyor. Ne var bunda kardeşim? Dalga geçer gibi yorum yapmak yerine işveren konumundaki Belediye Başkanı’nın çalışanların yanında olduğunu vurgulamak ağırınıza mı gidiyor?
Gazetecilik derslerine devam:
Gazeteciliğin en temel kuralıdır. Eğer bir haber ya da yorum yapacaksanız, haberin taraflarına konuyu sorarsınız. Habere konu olan taraflardan biri konuşmak istemez ya da ulaşılmamazsa da haberinizde, yazınızda bu durumu belirtirsiniz. Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan’a ulaşmak çok mu zor? Hadi Kotan’a ulaşamadınız, Belediye Basın Müdürü’ne soramaz mısınız? Niyet iyi olursa sorabilirsiniz.
Konyaaltı Belediyesi’ndeki işçi maaşları, personel sayısının fazlalığı, belediyenin borç yükü hakkında haber, yorum yaparken konunun bir başka tarafına daha sormak gerekmez mi? Bu konuda yapılacak haberin en önemli unsuru olarak, çeşitli suçlamalara maruz kalan önceki Belediye Başkanı Semih Esen’e sordunuz mu?
Ben olsam Başkan Esen’e de sorar, haberimi, yazımı dört dörtlük hazırlardım. Bugüne kadar Başkan Esen’in bu konuyla ilgili bir açıklama yapmadığını dikkate alırsak, Esen’in söyleyeceklerinin de önemli bir gazetecilik faaliyeti olduğu çok açıktır.
Arkadaşlarımın iddiaları bunlarla bitmiyor. Başkan’ın, Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve bir belediye başkan yardımcısı ile arası bozukmuş. Kanıtınız ne? Belgeniz nerede?
“Ben öyle duydum. Öyle diyolar.”
Böyle bir lakaytlık olur mu?
Ha bir de makam aracı meselesi var. Neymiş, Başkan Kotan işçi maaşlarını ödeyemezken Mercedes marka makam aracına biniyormuş. Gazeteci arkadaşlarım, bir gün belediyenin önüne gelip, Başkan Kotan’ın bindiği makam arabasının fotoğrafını çekmek çok mu zor? Siz makam arabasının ruhsat fotokopisini isteyin, vermezlerse onların bileceği bir iş. Ama verirlerse o arabanın taa Muhittin Böcek döneminden beri kullanılan 2012 model bir araba olduğunu öğrenirdiniz. Ha şu da var. Tüm belediye başkanlarının, hatta meslek odaları (Onlar da kamu kurumudur) başkanlarının falan makam arabalarının tamamını fotoğraflayıp, hangisinin ne marka, kaç model ve değerinin kaç TL olduğunu öğrenir haber yaparsanız, yerelde güzel bir gazetecilik işi yapmış olursunuz. Bu da benden size haber istihbaratı olsun.)
Biliyorum çok uzun oldu ama bir gazetecilik meslek ilkesini tekraren vurgulamak istiyorum: Varsa bir iddia muhatabına, yani Cem Kotan’a sorun kardeşim. Kotan’a ulaşamadıysanız bir zahmet Basın Müdürü’ne ulaşın. Tenezzül eder misiniz bilmem ama gazetecilik etiği bunu gerektirmiyor mu?

